|
Çanakkale Seramikleri
|
| |
Prof.Dr. Ara ALTUN
(Çanakkale Seramikleri, İstanbul, 1996)
|
|
Çanakkale
seramikleri konusu oldukça yeni bir araştırma alanıdır. Anadolu'nun
çeşitli bölgelerinde ve merkezlerinde bugün de üretilmekte
olan, kısmen sırlı ama genellikle düşük ateşte pişmiş, az
dekorlu ve ilginç formlara sahip olan çömleklerin Çanakkale'de
oldukça uzun bir geçmişi olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim,
daha 17. yüzyıldan itibaren Çanakkale Seramikleri yabancı
bazı gezginlerin de dikkatini çekmiş, burada üretilen hediyelik
ve hatıra eşyası niteliğindeki parçalar 19. yüzyıl ortalarından
itibaren satın alınarak bazı Batı ülkelerinin koleksiyonlarına
girmeye başlamıştır.
Genellikle kırmızı hamurlu ve çoğunlukla tek renkli sırla
sırlanmış olan bu seramik eşyalar, kullanımından çok hatıra
eşyası olarak işlem görmüşlerdir.
Çanakkale seramikleri yakın geçmişte ilk kez etraflı bir araştırmaya
konu olmuş ve Prof. Dr. Gönül Öney 1971 yılında Türk Devri
Çanakkale Seramikleri başlıklı kitabıyla bilim dünyasının
dikkatini çekmiştir.
Osmanlı dönemi Türk seramik sanatının doruk noktası, doğal
olarak İznik seramikleri ile tanımlanmaktadır. İznik seramiklerinin
gerek hamur, gerekse form ve bezeme açısından çeşitli aşamaları
olmakla birlikte, onların da ilk dönemleri, Selçuklu seramiklerinin
geleneğini sürdüren astar bezeme (slip) tekniğindeki örnekleri
dışında, kırmızı hamurlu ve beyaz astarlı, mavi-beyaz dekor
ağırlıklı örneklerle tanınır. Serbest fırça darbeleriyle çok
geniş bir skalada üretilen ve eskiden "Milet İşi"
tanımı ile adlandırılan bu seramiklerin ağrılıklı üretim merkezi
İznik olmakla birlikte, son araştırmalara göre, başta Kütahya
olmak üzere Anadolu'nun çeşitli yörelerinde dönemini simgeleyen
bir teknik olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Çanakkale yöresinde
de boş alanlarda bu tip seramik üretimine işaret eden buluntulara
rastlanmaktadır;
Bu tip seramiklerin üretim yoğunluğu İznik'te 14.-15. yüzyıllardır.
Kazıların son verileri, günlük kullanım seramiği olarak, diğer
tekniklerle birlikte 17. yüzyıl sonlarına kadar üretimin devam
ettiğine işaret etmektedir. Bu teknikleri seramiklerin Kütahya'da
da paralel bir gelişmesinin bulunduğu son araştırmalarla ortaya
çıkmaktadır. Kil esaslı bu seramiklerin yerini, 16. yüzyıl
başlarından itibaren fritli, kuartz esaslı beyaz sert hamurlu
İznik seramikleri almaya başlamıştır.
Çoğunlukla saray atölyelerinde üretilen desenlerin uygulandığı
bu seramik ve çiniler, 16.-17. yüzyıllarda İznik'i ön plana
çıkartmıştır. Bundan sonra, İznik atölyelerinin tamamen kapanması
sonucunda Kütahya, sarı renkli dekorun da katılmasıyla yeni
bir atılım yapmış ve üretimini 20. yüzyıl ortalarına kadar
aynı çizgide sürdürmüştür. Günümüzde de kendi türünde tek
merkez olmaya devam etmektedir. İznik'te de son yıllarda bir-iki
atölye yeniden üretime başlamıştır.
Prof.Dr. Gönül Öney'in son incelemeleri ile Çanakkale Seramikleri'nin
erken örneklerinin 17. yüzyıl sonlarına indirilmesi de, İznik
ve Kütahya'nın geçirdiği aşamalarla paralellik göstermektedir.
Özellikle merkezi desen kompozisyonlarına sahip yayvan tabakların
bu dönemde, İznik'in eksikliğini kapatacak bir çaba ile üretilmiş
olduklarını söylemek, fazla iddialı olmayacaktır.
Çanakkale Seramiklerinde genellikle kil ağırlıklı kırmızı
çömlekçi hamuru kullanılmıştır. Astar uygulanmış örnekler
çoğunluktadır. Genellikle boyalı zemin üstüne sır uygulamaları
vardır. Yeşil, kahverengi, krem sır bazı özelliklerin karakteristiğini
meydana getirmektedir. Renkli sır veya saydam sır altına boyalı
dekor yanında, bazı örneklerde sırüstü dekor da uygulanmıştır.
Özellikle değişik renk boyamaları ve yaldız uygulamaları genellikle
sır üstüdür. Dışı yeşil ve sırlı örnekler görülür. Çok tanınmış
bazı geç örneklerde alacalı, akıtma boya ve sır teknikleri
yanında çizikleme (sgrafitto) ve kabartmalarda barbutin ve
aplike teknikleri kullanılmıştır.
Çanakkale Seramikleri'nin özellikle 19. yüzyıl örneklerinin
en tanınmış biçimlerinde, adeta içten gelen bir coşku ile
uygulanmış aplike barok karakterli kabartmalar görülür. Rozetler,
girdandlar, ay-yıldız, saltanat arması, hayvan kabartmaları
en tanınmışlarıdır.
Osmanlı dönemi sanat seramiği ile geleneksel çömlekçilik arasında
özel bir yere sahip olan Çanakkale Seramikleri belirli bir
dönemde beğeni kazanmış, Çanakkale'nin konumu ile bağlantılı
olarak, hatıra eşyası niteliğiyle geniş bir coğrafyaya dağılmıştır.
Çeşitli
tekniklerin üretim ve dekorlamada kullanılması yanında, formları
da çeşitlilik göstermektedir. Yayvan tabak biçimleri bazen
düz, bazen de kıvrımlı kenarlara sahiptir. Çukur tabak ve
çanaklar, açık veya kapalı kase ve sahanlar, meyvelikler,
yaprak biçimi tabaklar, sepet örgülü kaplar açık formların
en çok tanınanlarıdır. Kapalı formlar arasında ise en çok
tanınanları, şişkin gövdeleri, uzun boyunları, çoğunlukla
kulpları bulunan abartılı kabartma ağızları ile zengin bir
çeşitlilik sergileyen sıvı kaplardır. Bazen aşurelik biçiminde
üretilen bu kapların çoğunda, aplike dekorlar ve ağız kısımlarında
çeşitli hayvan kabartmaları dikkati çeker. Adeta İznik ve
Kütahya seramiklerinin "şişe" formlarının kulplu
testilerle kaynaşmasından meydana gelen bu sıvı kapları da
genellikle hatıra eşyası karakterinde değerlendirilir. Kulplu
ve kulpsuz küp ve kavanozlar, şekerlikler, vazolar, hatta
mangallar bu kapalı formların çeşitliliğini meydana getirir.
Bunlar yanında çoğunlukla hayvan figürlerinden oluşan biblolar,
kalemlikler, gaz lambaları, gemi maketleri gibi çok geniş
bir üretim görülür.
Çanakkale seramiklerinde, formlar yanında dekorların çeşitliliği
de daima ilgi çekmiştir. Erken döneme tarihlendirilen gemi
motifli yayvan tabakların geç dönemde bazen sır üstü uygulamaları
da yapılmıştır. Yukarıda belirtildiği gibi, merkezi kompozisyonlu
kendine özgü, canlı dekorlu tabaklar geç devirlerde pek görülmez.
Buna karşılık, renkli sır altına astar bezeme tekniği ile
dekorlanan tabaklar daima sevilerek üretilmiş görünüyor. Tabaklarda,
gemiler yanında camiler, köşkler, toplar da betimlenmişlerdir.
Horoz, at, kuş gibi hayvan kabartmaları biçimindeki ağızlarda
ise, eski madeni ve seramik kapların halk sanatındaki yansımalarını
bulmak mümkündür. Öte yandan buharlı-yelkenli gemi maketleri
biçimindeki gaz lambalarında gemi ile ilgili naif ayrıntılar
yakalanabilir.
Osmanlı dönemi Türk Seramik Sanatı ile geleneksel halk çömlekçiliği
arasında özel bir yere sahip olan bu seramikler, belli bir
dönemin beğenisi yanında, halk sanatının yaratma heyecanının
çeşitliliğini de gösteren etnografik özellikleriyle değerlendirilmelidir.
|
Türk Devri Çanakkale Seramikleri
|
| |
Gönül ÖNEY
(Türk Devri Çanakkale Seramikleri, Ankara,
1971) |
|
Batı Anadolu'da Çanakkale Boğazı'nın güney
kıyısındaki Çanakkale şehri 18. asır ortasından 20. asır başlarına
kadar önemli bir Türk seramik merkezi olmuştur. Çanakkale
seramikleri çok orijinal örnekler olmakla beraber şimdiye
kadar sanat tarihi yayınlarında gereken ilgiyi görmemişlerdir.
Tahminen beylikler devrinde de Çanakkale'de seramik atölyeleri
faaliyet göstermişler fakat mavi - beyaz İznik seramikleri
ile rekabet edemiyerek çalışmalarına son vermişlerdi. Çanakkale'de
henüz bir kazı yapılmadığından, bu konuda kat'i birşey söyleyemeyiz.
Çanakkale adının burada mevcut çanak, çömlek yapımından geldiği
kanısındayız. 1836 da bu bölgeden geçen Moltke, boğazın en
dar yerinde, dik Avrupa kıyısı karşısındaki alçak Asya sahilinde,
kalenin yanı başında çınarların gölgesi altında, bağ ve bahçelerle
çevrili bir şehir bulunduğunu, Türklerin buna Çanak kalesi
dediklerini ve boğaz paşasının burada oturduğunu kaydeder.
Bu çalışmamız Çanakkale seramikleri konusu için ancak bir
başlangıç olmaktadır. İlerde yapılacak kazılar sonucu kat'i
tarihleme ve fırınlar hakkında bilgi sahibi olmak umudundayız.
Şimdiye kadar Çanakkale'de erken devirden tarihli ve usta
adı veren seramik bulunmadığından imalatın 18. asırda başlangıç
tarihi şüpheli kalmaktadır. Çanakkale seramiklerinden ilk
olarak 1743-45 tarihli Pococke'un eserinde söz edilmektedir.
Pococke bu devirde şehrin oldukça mamur olduğunu, 1.200 kadar
nüfusa sahip bulunduğunu, şehir halkının ipek, yelken bezi
ve çanak çömlek ticareti ile geçindiğini belirtir.
19. asrın sonlarında Çanakkaleyi gören Cuinet, bu devirde
şehrin nüfusunun 11.062 olduğunu, çanak ve çömlek işlerinin
Avrupa rekabeti karşısında bir asır evvelki önemini kaybettiğini,
yine de şehir ihracatı arasında yeri olduğunu yazar. Müzelere
intikal eden ilk örnekler 1845 de Paris Sevres Müzesinde bulunmaktadır.
Londra Victoria and Albert müzesinde 1884, 1892, 1893 ve 1897
tarihlerinde satın alınmış Çanakkale seramikleri mevcuttur.
Kanaatimizce 18. asırdan 19. asrın ortasına kadar çok kaliteli
ve zevkli eserler veren Çanakkale, 19. asrın ikinci yarısında
zevksiz, yepyeni formlar sunan, çok çeşitli kullanma alanları
için düşünülmüş geniş ölçüde seramik imalâtına geçmiştir.
Tek renk sırlı ve kısmen sır üstü boyama, bol kabartmalı eserler
bu devrin özelliğidir. 20. asır başında bu soysuzlaşmış örnekler
daha da kötüleşerek yapılmıştır.
Burada tanıtacağımız seramikler stil, kompozisyon, renk ve
desen bakımından Anadolu Türk seramiğine büyük yenilik getirmiştir.
Bugün de Çanakkale'de seramik çalışmaları devam eder. Yeni
kurulan çini atölyelerinde Çanakkale seramiklerinin kaliteli
örneklerle tekrar önem kazanacağı umudundayız.
Kaba kırmızı, ender olarak bej hamurla ve sıraltı tekniği
ile işlenen Çanakkale seramikleri bilhassa ilginç desenleri
ile dikkatimizi çekerler. 19. asrın ikinci yarısından ve 20.
asırdan örneklerde çoğunlukla sır üstü boyama da kullanılmıştır.
Sıraltı Anadolu'da en yaygın olan seramik tekniğidir. Engobe
ile astarlanan seramik güneşte kurutulur. Desen çizilir ve
sliple boyanır. Bazen boyama doğrudan hamur üzerine yapılır.
Tekrar kuruduktan sonra sıra batırılır ve fırınlanır. Çanakkale
seramiklerinde çok zaman şeffaf sır kullanılır ve engobe astarın
krem rengi üzerinde kahverengi, kahverengiye yakın bir mor,
turuncu, kırmızı - turuncu, sarı ve mavi - lacivert renklerle
desen açıkça seçilir. Desenin mor - kahverengi, siyah, beyaz,
turuncu renklerle verildiği bir çok Çanakkale seramiğinde
sırın yeşil - krem, kahve rengi, koyu yeşil, turuncu, kirli
sarı oluşuna da rastlarız. Bu örneklerde desenler daha az
kontrastla belirir.
19. asır ikinci yarısından Çanakkale seramiklerinde sır üzerine
boyanan altın yaldız, siyah, mavi, beyaz, kırmızı gibi renkler
ilk fırınlamadan sonra tatbik edilir ve seramik alçak hararette
tekrar fırınlanır. Altın yaldız çoğunlukla fırınlanmaz. 19.
asır sonu - 20. asır başında krem, yeşil, kahverengi ve mor
renkli, mermer gibi dalgalı seramikler de boldur. Dolgun kabartma
ile verilen barok karakterli süsler Çanakkale'de 19. asrın
ikinci yarısında başlar.
Çanakkale seramikleri boyamalarında iki tip dikkati çeker.
Daha yaygın olarak desen fırça darbeleriyle işlenir. Bu boyama
fırça hâkimiyeti ve ustalık ister. İkinci tipte konturlar
daha koyu siyah, mor, kahverengiyle çizilir ve içi doldurulur.
ilginç desenleri ile dikkatimizi bilhassa çeken 18. asra ve
19. asrın birinci yarısına ait Çanakkale seramikleri stilize
ve çok etkileyici kompozisyonları ile ileri bir sanat görüşüne
işaret eder. Çanakkale'de çoğunlukla çukur tabak, kase, küp,
sürahi, testi ve vazolar yapılmıştır. En ustalıklı ve çeşitli
desenlerin sayıları daha bol olan çukur tabaklarda görülmesi
dikkati çeker. Şimdiye kadar Çanakkale duvar çinisi bulunmamıştır.
|
|
|
|